Kamusal mekân, kamusal etkinlikleri, eylemleri barındıran, gündelik yaşamı destekleyen ve toplumsal alışkanlıkları yönlendiren mekândır. Tarihin en eski dönemlerinden beri insanlar bir araya gelebilecekleri mekânlara ihtiyaç duymuş, yaşadıkları toplum ve alışkanlıkları doğrultusunda –bilinçli ya da bilinçsiz-oluşturdukları bu alanlar, toplumsal kimliği beslemiştir. Ancak toplumsal alışkanlıklar, özgün kimlik ve fiziksel çevrenin biçimlendirdiği bu mekânların, günümüzdeki karşılığı değişmiştir. Ülkemizdeki genel eğilim kamusal alan (sahil bantları, yeşil alanlar ve kentsel boşluklar) özelleştirmeleri, kamu ve özel sektör işbirliği, yap-işlet-devret yöntemi ve kamu arsalarının özel sektöre satılması, uzun vadeli kiralanması ya da kaderine terk edilmesi yönündedir. . Devlet veya özel kurumlarca desteklenen sürekli bir tasarım pratiğinden söz edilememekle birlikte özellikle son yıllarda nerdeyse her bölgede aynı işleve sahip benzer görünümlü alışveriş ve eğlence mekanları açılmış ve bu durum belli bir eğilimi doğurmuştur. Peki kamusal mekâna olan ihtiyacı fark eden ticari çevrelerce, ülkemizde, son on yılda birbiri ardına açılan alışveriş merkezleri gerçekten de kamusal aktiviteleri barındırabilecek niteliklere sahip midir? Ticari kaygılarla tasarlanan, salt alışveriş eylemini besleyen, aynı işleve sahip bu kadar çok mekâna ihtiyaç var mı? Yaşadığımız ortak çevrede sorduğumuz ortak sorulara rağmen söz konusu alanların oluşması -ya da oluşamaması- devam etmektedir. Gündelik hayatı etkin şekilde biçimlendiren alışveriş ve eğlence mekânları toplumsal etkileşimi azaltarak, gelişim sürecini farklı bir şekilde yönlendirmiştir. Tam da bu nedenle belli aktörlerce yönlendirilemeyecek kadar önemli olan, kamusal mekân-toplumsal kimlik ilişkisinin araştırılması bu gezinin temel amacını oluşturmaktadır. Dünyanın her yerinde gitgide birbirine benzemeye başlayan kamusal mekân düzenlemelerinin arasında mekânsal kimlik ve toplumsal etkileşimleri açısından son on yıl içinde uygulanmış başarılı örneklerin incelenmesi;
Kamusal mekânlar kimler tarafından, nerede uygulanır? Kim tasarlar, ölçeği nedir? Kim katılır? Bir fark yaratır mı? Toplumsal etkileşimi nasıl etkiler? gibi ilk olarak geliştirilen okumalar ve düşüncelerle sorulmuş sorulara yanıt aramak, daha çok soru sormak, gözlemlemek, incelemek, yorumlamak, aktarmak ve tartışmak için bir platform oluşturmak, bu tartışmaların geniş bir alana yayılmasını sağlamak, katılımcılardan gelen önerilerin devlet ya da özel kurumlarca fark edilmesini sağlamak,
Kamusal mekân tasarım pratiğinin gelişmesine katkıda bulunmak ve kentlerdeki fiziksel çevre kalitesini artırmaya yönelik olarak kamu’nun dikkatini, kamusal mekâna çekmek hedeflenmiştir.